. Image and video hosting by TinyPic . myspace layouts, myspace codes, glitter graphics .

. HOŞGELDİNİZ - Blogcu



HOŞGELDİNİZ

24/4/2009 - SİVRİ SİNEK HAKKINDA BİLMEDİKLERİNİZ

Sivri sineğin kanatlarını saniyede yaklaşık 500 defa çırptığını,
Hücrelerine giden özel solunum borularıyla almış olduğu oksijen yüzünden hiç yorulmadığını,
Uyurken her yerimiz kapalı olsa dahi gözüken parmağınızı radarlarıyl karanlıkta dahi bulabildiğini,
İnsan kanını emerken soktuğu noktayı uyuşturduğunu,
İnsan kanı çok çabuk pıhtılaştığı halde kan emerken özel bir sıvı vererek pıhtılaşmayı geciktirdiğini,
İleriye, geriye, aşağıya, yukarıya uçabildiğini, helikopter ve uçaktan çok daha iyi uçuş özelliklerine sahip olduğunu,
Sivrisineğin avını ısırmak için kullandığı 6 parçadan oluşan kesme, delme ve emme mekanizmasına sahip olduğunu,
Avının yerini saptamada ısı, nem, karbondioksit ve kimyasal maddelere duyarlı sistemler kullandığını,
Sivrisineklerin tek bir ısırıkla 30-40 malarya parazitini kana karıştırdığını ve iki hafta içinde bu parazitlerin sayısının trilyonları bulduğunu,
Sadece dişi sivrisineklerin soktuğunu,
1938 yılında Brezilya'da 100 bin kişiye sıtma bulaştırdığını ve 20 bin kişinin öldüğünü,
Sivrisinekler yüzünden her yıl milyonlarca kişinin sıtmadan öldüğünü,
Sivrisineğin mikrobunu hem zengine hem de fakire bulaştırdığını,
Harvard'lı bilim adamı Andrew Speilman 21. yüzyılın en büyük mücadelesi sivrisineklere karşı verilecek dediğini,
Sivrisineğin kendi ağırlığının 3-4 katı kadar kan emdiğini,
Sivrisineklerin emmiş olduğu kanı lavralarının büyümesi için protein olarak kullandıklarını

BİLİYORMUYDUNUZ?

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

27/2/2009 - YAĞMUR

Kategori: GIF

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

17/9/2008 - DÜNYADAN İLGİNÇ OLAYLAR

Kategori: HIKAYE

-Sıcak ve kurak Afrika'da 18.02.1979 tarihinde Büyük Sahra çölüne kar yağdı.
 
-Futbolda Dünya kupası Okyanusya elemelerinde Avustralya, Amerikan Samoası'nı 31-0 yenerek bir resmi milli maçtaki en farklı skorlu galibiyeti elde etti.
 
-Kazakistan'da 7 yaşındaki bir erkek çocuğun karnında ikizi bulundu. Simkent şehrinde yaşayan çocuğun karnındaki şişliği fark eden okul doktorunun hastaneye başvurması sonucunda hemen ameliyata alınan çocuğun karnından saçları ve tırnakları uzamış bir cenin çıkarıldı.
 
-İran'da, korkusunu bastırmak ve sıkıntılarından kurtulmak için madeni nesneleri yiyen genç kızın karnından ameliyatla yarım kilogram ağırlığında metal parçalar çıkarıldı. 17 yaşındaki genç kızın karnından çıkarılan madeni nesnelerin arasında jilet ve çiviler de bulundu. 
 
-Amerika'nın Arkansas Eyaleti'nde 19 yıldır komada yatan Terry Wallis 13 haziran 2003 de hayata döndü. 
 
-Kars'ta 'canı sıkıldığı' için saçlarını yiyen bir kadının midesinde biriken 1.5 kilogram ağırlığında saç kılı, ameliyatla çıkarıldı.
 
-İsviçreli Cece Leclere, tıp adamlarınca "megavizyon" diye adlandırılan çok üstün bir görme yeteneğine sahipti. Kumaşların, kalın astarlı zarfların, perdelerin, hatta bazen tuğla duvarların arkasını bile görebiliyordu. Ancak insanlar kendisini hasta ediyordu, çünkü insanların iç organlarını görmek onu tiksindiriyordu.
 
 -İspanya'da İnnece Fernandece isimli bir kadın 11.000 geceyi uykusuz geçirmiştir. Hiç uyuyamayan kadın sadece bir defa tıbbi operasyon sırasında 2 kat anestezi etkisiyle uyutulabilmiştir.
 
-En uzun kalp durması 4 saattir. Bir Norveçli, Aralık 1987'de denize düşmüş, kalbi durmuş, vücut ısısının düşüklüğü nedeniyle yeniden yaşatılmıştır.
 
 -1898'de gazeteci-yazar Morgan Robinson "Titan" isimli bir kitap yazdı. Kitapta büyük bir yolcu gemisinin okyanusta buzdağına çarpması anlatılıyordu. 14 yıl sonra "Titanic" deniz faciası meydana geldi.

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

22/7/2008 - Tarihteki ilk güzellik yarışması ve yaşadığımız sınavlar

Kategori: HIKAYE

Tanrılar bir gün Olimpos dağında bir ziyafet sofrasındalarmış. Ares’in arkadaşı olan Eris ( Nifak) uzlaşmama, sorun çıkarmanın timsaliymiş. Herkesin gülüp eğlenmesini fırsat bilerek,  dikkatlerin dağıldığı bir anda, göz önünde bulunmayan Eris , ortalığa nifak tohumlarını saçmak için planını yürürlüğe koymaya karar vermiş. Bir elma alarak, üzerine “en güzel tanrıçaya” şeklinde bir yazı yazarak ortaya atmış. Tabii ki sonuç felaket. Birbirinden güzel üç kadın bu payeye sahip olmak istemiş ve bunu belirlemek için tarafsız bir hakeme gereksinim duyulmuş. Zeus bu durumda karısı Hera ,  kızı Athena  ve denizdeki bembeyaz dalgalardan doğmuş olan Afrodit arasında kalmış.  Yani tipik bir aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık vakasıymış durum. Bu nazik durum karşısında Zeus akıllıca hamleyle ateş topunu başkasına atmış. “Gidin, Ida dağında ( Edremit körfezinde bulunan Kazdağları) yaşayıp, sürülerini otlatan çoban  Paris’in yanına. O bu soruna bir çözüm bulacaktır.” Çoban Paris Truva kralı Priamos’un oğluymuş (dikkatinizi çekerim kralın oğlu yani prens çobanlık yaparak sorumluluk üstlenmeye hayatın neresinden başlıyor) . Paris çok zorlanarak da olsa kararını vermiş. İlk güzellik yarışmasının birincisini Afrodit olarak ilan ederek, elmayı ona vermiş. Diğer birbirinden güzel iki rakip bu duruma hiç haset etmemiş. Birbirlerine saygı ve sevgi ile sarılıp, Afrodit’i kutlamışlar. Afrodit’in gülümseyen sevgi dolu bir bakışı ile sadece Olimpos’taki tanrılar değil, insanlar ve hatta tüm doğa bile sıcaklık ve neşe hissetmiş, çiçekler açmış, insanlar onun gülümsemesini sevip, taklit ederek birbirleriyle selamlaşmışlar. Hayata tebessüm ederek bakmanın kendilerini nasıl mutlu kıldığını ve rahatlattığını, bu sayede başarılı, kendileri ile barışık , aranılan kişiler olabildiklerini görmüşler. Her insan farklı bir yönü ile güzeldir. Bunu keşfedebilen kişiler mutlu hisseder.

İnsanlarla sıcak , dostane ilişkiler kurabilmenin ilk yolu kibir, haset, bencillik duygularından uzaklaşabilmektir. Birbirimizin haklarına saygı duyarak, sınırlarımızı bilerek, kendimizi karşımızdakilerin yerine koyarak , sevecen davranmak ve bunu en azından tebessüm ederek göstermek ana koşuldur. Böylece pozitif enerji yayarız çevremize. Ve böylece daha mutlu bir toplum oluruz.

Katıldığımız her sınav ya da seçim, aslında bizi daha iyi ve daha olgun yapar. Her sınava başkaları ile yarışmak için değil, kendimizin en iyisini sergilemek ve gösterdiğimiz gelişmeyi fark etmek için girmeliyiz, aksi halde diğerleri hep çarpıştığımız düşmanlar haline gelir. Daima birileri bir şeylerde bizden daha iyi olacaktır, daha az iyiler olduğu gibi. Ancak sonuçta her sınav bize bir şeyler öğretir. Bir sınavı kazanamayan aynı konudaki ya da farklı bir konudaki başka bir sınavı kazanabilir. Her sınavdan sonra , bizden daha iyi olan kişilerin neden daha iyi olduklarını öğreniriz.  O sınavlara hazırlanırken çektiğimiz sıkıntılar sonrası gelen başarılar sonucu o konudaki yeterliliğimizi anlar, özgüvenimizi geliştiririz. Aslında hayatımızın her aşamasında çeşitli sınavlardan geçeriz, okulda, iş hayatımızda, sosyal ilişkilerde, evlilik hayatımız , çocuklarımıza verebildiklerimizle. İleri yaşa geldiğimizde geriye bakınca “evet, doğru yaşadım, doğru insanlar yetiştirdim, eserler bırakabildim, iyi ki  yaşamışım” diyebiliyorsak, kullandığımız “keşke” sözcüğü çok fazla değilse, geçmiş yıllar için pişmanlık duymuyorsak sınavı kazanmışız demektir. O durumda yarışma amacına ulaşmıştır. Yarışmayı tamamlamışızdır, zor  bir maratonu bitirmeyi başarmak gibi. Sevgiyle kalın
yok YorumYorum yaz!Bağlantı

9/7/2008 - Karşılık beklemeden yapılan iyilikler- Philemon ve Baucis’

Kategori: HIKAYE

Günlerden bir gün Zeus, oğlu Hermes ile kılık değiştirip, Olimpostan aşağı inerek, ülkemiz topraklarında yer alan eski Frigya bölgesinde( Ege bölgemizin iç kısımları,Güney Marmara ile İç Anadolu Bölgemizin batısı arasında kalan eski yerleşim alanı) dolaşmaya çıkmışlar. Amaçları insanları sınamak, birbirlerine karşı yaklaşımlarını ve sahip oldukları zenginlikleri nasıl değerlendirdiklerini daha yakından görmekmiş. Bu iki yolcuya kimse gereken ilgiyi göstermemiş, güleryüzle davranmamış, misafir olarak kabul etmemiş, selam bile vermemişler. Sadece yaşlı Philemon ve karısı Baucis kıt kanaat geçinmelerine karşın onları evlerine davet ederek, dostça karşılamışlar. Kim olduklarını bilmeden, bu değerli misafirlerin önlerine sıcak çorbalarını getirmişler, sofralarını paylaşmışlar. İki misafir zengin komşularının soğuk ve umursamaz davranışlarına karşın, parasal açıdan yoksul, ancak sevgice varsıl bu iki güzel insanın içten ve şirin davranışları karşısında çok etkilenmişler. Zeus ve Hermes “ bizler ölümsüzlerdeniz, siz ölümlülerin arasına girerek sizleri sınavdan geçirmek istemiştik. Bu sınavı sadece siz kazandınız. Diğerleri ise bencillikleri, taş kalplilikleri ve saygısızlıkları nedeniyle bu sınavı kaybettiler. Tabii ki sapla samanı ayıracağız. Biz şimdi gidiyoruz, siz ikiniz de bizim ardımızdan gelin” demişler. İki yaşlı insan bu sözler karşısında şaşkına dönmelerine rağmen, bu iki yabancıyı izleyerek, düşe kalka dağ yolundan yukarıya çıkmaya başlamışlar. Bir parça soluklanmak için durdukları anda,büyük bir gürültü ile yerlerinden sıçramışlar. Sesin geldiği yöne baktıklarında daha önce evlerinin bulunduğu toprakların su altında kaldığını, evlerin yıkıldığını, insanların ne olduğunu anlayamadan boğulduğunu üzüntü içinde görmüşler. Bir süre sonra  baraka şeklindeki kendi  evlerinin,  mükemmel bir yapı  haline geldiğini görmüşler. Zeus bu yardımsever insanlara dileklerini sormuş. Onlar da doğup büyü`ükleri topraklardan uzaklaşmak istemediklerini, bu kutsal yapının koruyuculuğundan başka bir şey istemediklerini ifade etmişler. Zeus da bu dileklerini kabul etmiş. Aradan geçen yıllar boyunca birbirine sevgi ile davranmaya devam eden  bu iki insan doğal olarak daha da yaşlanmış. Philemon gençliklerinden bu yana yaşadıkları tatlı anılardan bahsederken, karısı Baucis’in yüzü, elleri ve tüm vücudunun değişerek, saçlarından yaprakların, parmaklarından dalların, ayaklarından da köklerin çıktığını görerek hayrete düşmüş. Aynı görüntüyü Baucis de sevgiyle bağlandığı kocası Philemon da görmüş. Birbirlerine gülümseyerek, veda etmişler aynı anda , birbirlerinden  ayrı kalmadan tam bir ağaca dönüşmüşler. Baucis sıcak kış günlerinde içimizi ısıtan ıhlamura; Philemon ise gölgesinde sıcaktan korunduğumuz meşe ağacına dönüşmüş. Ve insanlara faydalı olmaya devam etmişler.

Sevgili dostlar, atalar “iyilik yap, denize at, balık bilmezse, halik bilir” demişler. Aslına bakacak olursanız insanlar zayıf yaratıklardır. Hepimiz bir başkasına çeşitli nedenlerle gereksinim duyarız. Her din insanlara yardımlaşmayı ve sevgiyle yaklaşmayı öğütlemiştir. Başkalarına yardım ederek kendinizle gurur duyabilir , onların gözlerindeki sevgi ışıltılarını kendi gözlerinize de kopyalayarak, dünyaya daha farklı bakmaya başlayabilirsiniz. Bu şekilde çevrenize yaydığınız pozitif enerji ile hem daha çok sevilecek, hem de negatif enerji yükünden uzaklaştığınız için daha genç kalacak ve sağlıklı olacaksınız.

Empati  kişinin kendisini başkaları yerine koyabilmesi, onların neler hissettiklerini anlayabilmesi ve ona uygun bir şekilde davranabilmesidir. Kişilik bozuklukları durumunda empati sorunu yaşanmaktadır. Kişiler ne olursa olsun, kendilerinin haklı olduklarını düşünür ve karşılarındakini suçlu  ya da hatalı bulurlar. Bu nedenlerle çevrelerindekileri incitir ya da hoşgörü ile yaklaşamazlar. Çevrelerindeki maddi ve manevi her şey, sadece kendileri içindir. Bu davranışlar aile içinde öğrenilerek, nesilden nesile aşılanır. Arkadaşlar arasında benzer şekilde yerleşerek, ortak bir bakış açısı halini alır. Sonuçta toplum kirlenir, çürümeye başlar. Çocuklarınızın ve torunlarınızın daha sorunsuz yaşaması, mutlu ve onurlu olması için herkes kendini düzeltsin, yarın artık bugündür. Hepimizin empatimizi günden güne geliştirerek , daha sempatik bir toplum haline gelebilmemiz dileklerimle, sevgiyle kalın.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->
.

. .

Hakkımda

Bir gün bile anmaz bizim andıklarımız Er yada geç unutur sevgili dost sandıklarımız

Bağlantılarım

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
. . . .
. . . . . . .

Kategoriler

Arkadaşlarım

esad esad
71yakamoz58
. .

.

Canlı TV izleyin
. .
Myspace Calendar

. . [b] ......

.
doviz
. . .